Siyasette dopamin orucu
Berkay Kemal Önoğlu
Instagram’dan, Tiktok’tan, bitmeyen bildirimlerden uzaklaşıp bir kitaba sığındığımız gibi, siyasette de o tür bir dopamin orucunun size kaybettireceği hiçbir şey olmayacak.
Geçenlerde bir arkadaşım, "Eski kitap okuma alışkanlığımı geri kazanmak için ben de kendimi boş bir duvara bakmaya zorlayacağım" dedi. Önce şaşırdım, “Böyle bir icat mı çıktı, yeni mi çıktı” diye. Meğer varmış; boş duvara bakmak, bir dopamin orucu yöntemi olarak kullanılıyormuş.Mesele dopamin salınımını kesmek değil, beynin bitmek bilmeyen "yüksek haz beklentisini" sıfırlamakmış. Normalde sıkıcı gelen, uzun süreli odaklanma gerektiren eylemler, o uyaran yoksunluğunun ardından beyne çok daha cazip gelmeye başlarmış.Yani gün içinde dikkatinizin darmadağın olduğu, sosyal medya çukurunda amaçsızca kaybolduğunuzu fark ettiğiniz anlarda bunlardan kurtulmak için ya da yoğun zihinsel mesai gerektiren bir işe girişmeden hemen önce, bir 15 dakikalığına duvarla baş başa kalmak, belki de işe yarıyordur, bilmiyorum.Fakat bütün bu duvarla bakışma meselesi, benim asıl başka bir şeyi düşünmeme vesile oldu.Kaybettiğimiz o kitap okuma alışkanlığını geri kazanma çabamızla siyasete müdahil olmak, örgütlenmek ve işe hep birlikte el atmak ihtiyacımız aslında ne kadar da bir ve aynı şeyler!Her gün ekranlardan, sosyal medya akışından, büyük gazetelerin manşetlerinden boca edilen gürültüyü bir düşünün. Ahıra dönmüş siyasi ortamda koparılan anlamsız fırtınalar ve zurnanın her zırt dediği yerde ip gibi hizaya dizilip sermayenin politikalarını tıkır tıkır uygulayan burjuva siyasetçileri...Kamera arkasında sarmaş dolaşlarken Türkiye’nin bütün önemli meselelerinde aynı doğrultuyu tutturmuş olmalarına rağmen, kürsülerden attıkları sert nutuklar, kamuoyu önündeyken birbirlerine parmak sallamalar… Hepsi, herkes onların arkasında biriksin diye yapılıyor. Biriksin ama sakın ola bir şey yapmasın! Sadece yığılsınlar ve onları izlemeye devam etsinler…Aslında düzen siyasetinin tamamı, tıpkı saatlerce kaydırdığımız o anlamsız kısa videolar gibi. Beynimize sürekli, zahmetsiz ve sahte bir heyecan pompalayan birer ucuz haz kaynağından ibaretler.Bu yüksek uyaranlı mekanizma sayesinde hayatta kalıyorlar.Her gün, halkın içinde olmadığı, başka bir dünyada gerçekleşen yeni bir kriz, her krizden sonra yeni bir sözde “çıkış”, sonra da yeni bir öfke nöbeti satılıyor kitlelere.Sonuç? Kimse mutlu değil ve olmayacak.Ucuz uyaran bombardımanı ile harala gürele birikip peşinden gidilen taraflar, bugüne kadar daha büyük hayal kırıklıklarından başka bir şey getirmedi. Topluma sürekli oynanan bu kayıkçı kavgasını ekrandan gözünü ayırmadan izlemesi ve belki sadece birazcık tezahürat yapması söyleniyor. Sanılanın aksine bu kriz uyaranları bizi diri tutmaz; tam aksine edilgen kaldıkça uyuşuyoruz, acizleşiyoruz ve yerimize çakılıyoruz.Bu düzen siyasetinin fişini çekme vakti geldi, hiçbir zararı olmaz, korkmayın!Instagram’dan, Tiktok’tan, bitmeyen bildirimlerden uzaklaşıp bir kitaba sığındığımız gibi, siyasette de o tür bir dopamin orucunun size kaybettireceği hiçbir şey olmayacak.Gerçekten, size ne o kodaman belediye başkanlarından? Niye ve neye kefil olabilirsiniz ki? Para ve güç hırsından gözü dönmüş omurgasız vekillerden, kendi iç hesaplaşmalarında halkın umutlarını meze yapanlardan bize ne? Onların ülkenin geleceğini zerre kadar umursadığını mı sanıyorsunuz?Ülkenin gerçek dertlerine kayıtsız kalamayız elbette; ancak hiçbir gündemde de vitrindeki partiler arasındaki taraflaşmaya harala gürele dâhil olunamaz. Bu, çoğunlukla pek çok şeyin kaçırılmasına, aklın devre dışı kalmasına, birilerinin namussuzluklarını rahatça yaşamasına müsaade ediyor ne yazık ki.Bu sahte gösteriden kopmak, apolitikleşmek değil; aksine, siyasetin en gerçeğine, akılla, emekle yapılan yüksek değerli siyasete geçiş yapmak oluyor. Anlık, geçici, arkası boş hazlar sunmayan ama kesin olarak geliştirici, sonuç alıcı, kolektif bir yola girmek zorundayız.Gözünüzü o yorucu ekranlardan çekip tarihe, sınıf mücadelelerine, dünyayı yerinden oynatan gerçek toplumsal hareketlere çevirin yüzünüzü.Bu dünyanın temelinde ne var ve esasta değişmesi gereken ne?İlkesel bir pozisyon alın. Güncel siyasi tercihleriniz bu ilkesel tutumdan bağımsız olamaz; kurtulun bu saçmalıktan. Düşündüklerinizin, savunduğunuz dünya görüşünün gereklerini doğrudan hayata geçirin.Tıpkı zihni dinlendiren bir doğa yürüyüşü, bir dostla edilen derin bir sohbet veya hakkıyla bir müzeyi gezmek gibi; hayatın ve mücadelenin gerçek ritmine döndüğünüzde, emin olun ki orada yaratıcı, beklenmedik ve sarsıcı çözümlere ulaşacaksınız. Her şey çok daha güzel olacak.Sahi, son zamanlarda siz de çevrenizde hiç öylece duvara bakan birini gördünüz mü?