Yapay Zeka Destekli Otomatik Haber Kümeleme
Haber Sol •

Ankara Garı Katliamı'nın 11. yılında hatıra anma etkinlikleri düzenlendi

Ankara Garı Katliamı'nın 11. yılında hatıra anma etkinlikleri düzenlendi
Paylaş:

Haber Merkezi

Ankara Gar Katliamı’nın 11. yılında Mehtap Sakinci için Ekim hâlâ aynı sabah: Sevdiklerini toprağa verdikleri ay. AYM kararları, firari sanıklar, AİHM yolu… "Hatırlamak için unutmak lazım" diyen 10 Ekim Barış Derneği’nden Sakinci, adaletin tesis edilmediği on yılı anlatıyor.

10 Ekim 2015, Cumartesi sabahı.Ankara Garı önünde binlerce kişi toplanmıştı. DİSK, KESK, TMMOB ve TTB’nin çağrısıyla düzenlenen Emek, Barış ve Demokrasi Mitingi’ne katılmak için ülkenin dört bir yanından gelmişlerdi. Kimi sendikacıydı, kimi öğretmen, kimi avukat, kimi öğrenci. Kimi de sadece barış isteyen bir yurttaş.Saat 10.04’te art arda iki patlama oldu.Tarihimizin en kanlı terör saldırısı, birkaç saniyede yaşandı. 104 insan hayatını kaybetti, yüzlercesi yaralandı. Halay çeken kalabalık, bir anda yerde yatan bedenlere dönüştü.Oysa bu ülke o günlerde yeni bir şey görmüyordu. Haziranda Diyarbakır, Temmuzda Suruç… Ankara, bir dizinin üçüncü halkasıydı. Ve bu yüzden “nasıl olur” değil, “nasıl önlenmedi” sorusunu sordurdu.Görmezden gelen iktidar, sandığa havale edilen öfkeSoru yerinde duruyor, cevabı hâlâ yok.Katliamın ardından siyasal iktidar, sorumluluğu üstlenmek yerine belirsizliğe sığındı. Açıklamalar birbirini izledi, ama hiçbiri “kim, neden, nasıl” sorularına gerçek bir cevap vermiyordu. İktidarın sorumluluğu, daha ilk günden masadan kaldırıldı.Seçime üç hafta vardı. Muhalefet partileri, tepki daha tahammül edilemez boyutlardayken yaşananlara bir cümleyle yanıt verdi: “Hesabı Meclis’te, sandıkta soracağız.”Toplumsal öfke böylece bir takvime bağlandı. Hesap, sandığa havale edildi.On bir yıl geçti. Sandıklar kuruldu, meclisler toplandı, komisyonlar kuruldu. Hesap hâlâ sorulmuş değil.Şimdi on bir yıl sonra, sorulmamış o hesabın en yakın tanıklarından biri anlatıyor.'Ekim’lerin karşılığı sevdiklerimizi toprağa vermek'Mehtap Sakinci, 10 Ekim Barış Derneği’nin yürütücülerinden. Kaybettiği eşi, avukat Uygar Coşgun’un ardından sürdürdüğü mücadele on birinci yılında.Sorularımızı hâlâ büyük bir dirayetle ve soğukkanlılıkla yanıtlıyor. Öfkesi ise ilk günkü gibi. “Her yılın Ekim ayı her şeyden önce bizi çok daha mutsuz ve öfkeli hale getiriyor” diye başlıyor sohbetimize. “Çünkü Ekim’lerin bizim dünyamızda karşılığı sevdiklerimizi toprağa vermek” diye devam ediyor cümleleri.Sonra ekliyor. Bu ay, bir başka kaygıyı da büyütüyor:Bir de bu sürecin her geçen yıl biraz daha sahipsiz kalmasına dair kaygılarımızın da arttığı bir dönem oluyor.

Mehtap Sakinci

Sevdiklerimizi yaşlanırken görmek istiyoruz bazen“Bugün yaşıyor olsalardı neyle uğraşırlardı?” diye soruyoruz.Sakinci “104 insan” diye başlıyor. Rakamın içinden insanlara yürüyor:“Kaybettiğimiz 104 insanın her biri için gündelik telaşlar, 11 yıllık mesleki tecrübeler, insan deneyimleri olacaktı. Bu ülkenin 104 muhalif insanı, 11 yıl önce katledildi. Her biri yeri doldurulmaz değerdi.”Sonra soru, bir sayıdan bir yüze dönüyor:“Sevdiklerimizi yaşlanırken görmek istiyoruz bazen. Mesela dokuz yaşındaki Veysel’in 20 yaşında olacağını düşününce ya da 32 yaşında kaybettiğim eşim Uygar’ın bugün 43 yaşında nasıl olacağını hayal edince, içimde bir yerlerde duran yaralarım sızlıyor.”'İlk yıl umutluyduk'İlk yıl ile bugün arasındaki fark ne?Sakinci’nin cevabı bir itiraf gibi: "Adalet inancı, sınanmadığı sürece sağlam görünüyormuş."İlk yılda adalet olan inancımız on yıl içinde sınanmadığı için çok da umutlu ve inançlıydık galiba. Geride bıraktığımız on yılda gerçek adaletin tesis edilmediğini gördüğümüzde ilk günlerdeki kadar umutlu olamıyoruz maalesef.Zaman, yalnızca umudu değil, bedeni de yoruyor:“Üstelik artık geride kalanlar olarak hemen hepimiz 11 yaş alarak yaşlandık. İster istemez insanın tahammül seviyesi de sınanmış oluyor.”Hukuki yol, daralan bir koridora dönüşmüş durumda. Anayasa Mahkemesi, hak ihlali başvurularında kamusal sorumluluğu katliamın kapsamı dışında bırakan kararlar vermiş. Dosyalar şimdi Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne taşınıyor. Sakinci de burayı hatırlatıyor:Şu an dosyaları AİHM’ye taşırken verdiğimiz tüm emeklerin ne kadar karşılıksız kaldığını fark ederek, tekrar tekrar öfkeleniyor, üzülüyoruz.Unutturulmak istenen her acıyı hatırlatmaya devam ediyoruz. Reklamsız, bağımsız gazetecilik için soL’a abone olun.ABONE OLAkışta yaşanan bir geçmiş...Pek dava süreci hafızada nasıl bir yer açıyor?Sakinci’nin cevabı, “geçmiş” kelimesine bir itirazla başlıyor. Çünkü hiçbir şey geçmişte kalmamış:“Her şey akışta yaşanıyor ve hiçbir şey geçmişte kalmadığı için davalar bile birbirinin tekrarı şeklinde sürüp gidiyor. İnsan hafızası bunları kaydediyor ama bunların insan psikolojisindeki karşılığı henüz kendini göstermiş değil.”Sonra bütün söyleşiyi taşıyan cümleyi kuruyor:Yani hatırlamak için unutmak lazım. Ama biz doğru düzgün bir adil kararla karşılaşmadığımız için sürecin devam ettiğini düşünerek yaşıyoruz.Bu yüzden sloganın ikinci yarısını, “unutturma”nın yanına bir yemin gibi koyuyor: “Unutma, unutturma”daki 'unutmama'yı şiar ediniyoruz.”

Geçtiğimiz sene katliamın 10. yılında kaybettiğimiz 104 isim bir kumaşa düğmelenmiş ve her birinin adı üzerine yazılmıştı. 

Geride kalanlara sorulmamış sorular“Hiç sorulmasını beklediğiniz ama sorulmayan bir soru var mı?” diye soruyoruz.“Biz geride kalanları bu saatten sonra neyin mutlu edeceği sorusu hiç sorulmadı” diyor Sakinci.Cevabı iki parçalı. İlki bütün cevapların ortak paydası: “Hiç şüphesiz gerçek adalet tesis edildiğinde hepimiz mutlu olacağız. Olması gereken olduğu için.”İkincisi, somut bir talep listesi gibi. İki seçim arasında yaşananların, Ahmet Davutoğlu’nun da sözünü ettiği, “kaos çıkaracak gerçeklerin” ortaya konmasını istiyor. İddianamede adı geçen firari sanıkların ise bir bir yakalanıp karşılarına çıkarılmasını:“İşte bu beni çok mutlu ederdi.”Bir sözSöyleşimizin sonuna doğru son bir soru kalıyor geriye: Bu yıl yapılan anmaların diğerlerinde farkı. Ya da belki bu seneyi başka kılan şeyin kendisi.Sakinci, sözü kendinden başka insanlara bırakıyor:11 yıldır devam eden mücadelenin sahipleri olan bizlerin adalet mücadelesinde yalnız bırakılmamasını, geride kalanların verdiği sözü tutmasını istiyorum. Ekim yine geldi. 10 Ekim sabahı yine aynı saatte bir istasyon önünde olacağız. Hatırlamak için unutmak gerekiyorsa, bu ülke henüz hatırlayacak durumda değil.soL'un dört kez sansürlenen X hesabını takip ederek yaygınlaştırabilirsiniz.soL Haber'i WhatsApp ve Telegram kanallarından takip edin, önemli gelişmeleri kaçırmayın. 

Son Gündem Haberleri